
Ramazan ayı, rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı, yardımlaşma ve dayanışma duygularının en doruk noktaya ulaştığı kutlu bir zaman dilimidir. Bizler sıcak evlerimizde, envaiçeşit nimetlerle donatılmış sofralarımızda ezan sesini beklerken, dünyanın bambaşka bir köşesinde, yoklukla imtihan edilen milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. İşte tam bu noktada, bu yılki “Ramazan Ümmete Emanet” şiarıyla yola çıkan derneğimiz, kilometrelerce ötedeki kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmeyi kendine bir borç biliyor. Kara kıta Afrika’nın unutulmuş topraklarında, özellikle Uganda bölgesinde, yetimlerin, öksüzlerin ve çaresiz bırakılmış ihtiyaç sahiplerinin sofralarına bereket, gönüllerine umut taşıyoruz. Amacımız sadece mideleri doyurmak değil, asıl gaye o mahzun kalplere yalnız olmadıklarını, koca bir ümmetin kıymetli bir parçası olduklarını hissettirmektir.
Afrika denilince akla gelen kuraklık, açlık ve sefalet görüntüleri maalesef Uganda’nın pek çok kırsal bölgesi için günlük yaşamın en acı gerçeği. Doğal kaynakları kısıtlı, tarım arazileri verimsizleşmiş ve derin altyapı sorunlarıyla boğuşan bu coğrafyada, insanların en temel gıda maddelerine ve temiz suya ulaşması bile adeta bir mucize. Bu acımasız tablonun en ağır bedelini ise maalesef her zamanki gibi savunmasız çocuklar ödüyor. Yetersiz beslenme yüzünden bağışıklık sistemleri çöken, hastalıklara karşı dirençsiz kalan yavrularımız, her yeni güne belirsizlikle uyanıyor. Hele ki anne veya babasını kaybetmiş, hayata bir sıfır geride başlamış yetim ve öksüzlerimiz, şefkatli bir elin başlarını okşamasına, sıcak bir tas çorbanın içlerini ısıtmasına bizim tahmin ettiğimizden çok daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Kilometrelerce öteden yükselen bu sessiz çığlıklara kayıtsız kalmamız elbette düşünülemez.
İşte bu derin bilinçle hayata geçirdiğimiz "Afrika'da Yüzleri Güldüren İftarlar" projemiz, karanlık bir tabloya çalınan aydınlık ve renkli bir fırça darbesi niteliğinde. Gönüllü ekiplerimizle bölgeye ulaştığımızda ve o yoksul köylerin meydanlarında iftar kazanlarımızı kaynatmaya başladığımızda, etrafımızı saran çocukların gözlerindeki o tarifsiz ışıltı, yapılan işin ne kadar hayati olduğunu hepimize bir kez daha kanıtlıyor. Derme çatma çatıların altında, kurak toprakların üzerine kurulan o mütevazı sofralar, dünyanın en zengin ziyafetlerine dönüşüyor. Bir kap sıcak yemek, taze pişmiş bir ekmek ve bir bardak temiz su… Bizim dünyamızda çok sıradan kabul edilen bu nimetler, Uganda'daki o küçük yürekler için gerçek bir bayram sevinci yaşatıyor. "Ramazan Ümmete Emanet" temamız, tam da o sofralarda, o çocukların tebessümlerinde ete kemiğe bürünüyor; Türkiye’den uzanan merhamet köprüsü o köylerde sapasağlam inşa ediliyor.
Yardım kuruluşlarına olan güvenin son derece hayati olduğu günümüzde, şeffaflık ilkemizden asla taviz vermiyoruz. Bağışçılarımızın helal rızıklarından ayırarak bizlere teslim ettiği emanetlerin, kuruşu kuruşuna gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması en büyük ve en hassas çizgimizdir. Bu güveni sarsılmaz bir şekilde tesis etmek adına, çalışmalarımızı İstanbul Valiliği'nden alınmış resmi yardım toplama izni çerçevesinde, tamamen yasal mevzuatlara uygun ve devlet denetimi altında yürütüyoruz. Fakat sadece resmi izinlerle yetinmiyor, yardımların yerine ulaştığını şeffaf bir şekilde kanıtlıyoruz. Uganda'da düzenlediğimiz her bir iftar organizasyonunu, yemeklerin hazırlanmasından dağıtımına ve çocukların yüzlerindeki o masum tebessüme kadar anbean videoya çekiyoruz. Bağışçılarımızın isimlerinin tek tek okunarak duaların edildiği bu videolar, bizzat destek olan hayırseverlerimizin cep telefonlarına özel olarak gönderilmektedir. Böylece her bağışçı, hayrının tam adresini bulduğuna kendi gözleriyle şahit olmanın tarifsiz iç huzurunu yaşamaktadır.
Ramazan'ın bereketini iftar sofralarıyla paylaşırken, Afrika'nın kanayan en büyük yarası olan susuzluğa karşı da kalıcı adımlar atmayı sürdürüyoruz. Temiz içme suyuna ulaşabilmek için her gün kavurucu güneşin altında saatlerce yürümek zorunda kalan, çoğu zaman çamurlu su birikintilerinden su içtiği için kolera gibi ölümcül hastalıklarla pençeleşen insanların imdadına su kuyusu projelerimizle yetişiyoruz. Açtığımız her su kuyusu, o köyün kaderini kökten değiştiriyor, çocuklara sağlık, tüm bölgeye taptaze bir yaşam veriyor. Sizler de bu kalıcı hayır kervanına katılarak, dünyada adınıza kurumayacak bir sadaka-i cariye bırakabilirsiniz. Bir su kuyusu hissesi bedeli derneğimiz tarafından sadece 500 TL olarak belirlenmiştir. Kendi adınıza veya vefat etmiş sevdiklerinizin ruhuna niyet ederek alacağınız bu hisselerle, çorak topraklara can suyu olabilirsiniz.
Bölgedeki bir diğer büyük ve hayati eksiklik ise şüphesiz ki düzenli protein alımı. Çoğu aile, eti yalnızca Kurban Bayramı'ndan bayrama görebiliyor. Yıl boyunca bu ciddi beslenme yetersizliğini gidermek, özellikle gelişme çağındaki çocukların ve hamile kadınların sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla kurban kesim faaliyetlerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. Akika, adak, şükür veya nafile kurban bağışlarınız, İslami usullere azami riayet edilerek dualarla kesiliyor ve en ücra köylerdeki yetim ailelerine bizzat teslim ediliyor. Kurban fiyatlarımız, bölge şartlarına uygun olarak şeffafça belirlenmiş olup; bir koyun bedeli 3450 TL, koç bedeli ise 4100 TL'dir. Tıpkı iftarlarda olduğu gibi, kestiğimiz kurbanların da kesim anı ve pay edilme süreci isimleriniz okunarak videoya kaydedilmekte ve anında sizlere ulaştırılmaktadır.
Gelin, bu mübarek günlerde "Ramazan Ümmete Emanet" çağrımıza sessiz kalmayın. Türkiye'nin merhamet ve şefkat elini, dünyanın öbür ucundaki, isimlerini dahi bilmediğimiz ama kalpleri bizimle aynı inançla atan kardeşlerimize hep birlikte uzatalım. Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerini sergileyerek, mazlum coğrafyalarda yeşerecek umut fidanlarına can suyu verelim. Uganda'da ve tüm Afrika'da yüzleri güldürmeye, karanlıkları yardımlaşmanın o güçlü aleviyle aydınlatmaya devam edelim. Unutmayalım ki, paylaştığımız her lokma ve uzattığımız her el, onların karanlık dünyasında yepyeni bir güneşin doğması demektir.