Anasayfa

Giriş/Üye

Hesap No

Bağış Yap

Sepetim

Cinler ile İlgili Ayetler ve Mealleri

Hicr / 27. Ayet

وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ

Cinleri ise daha önce, içe işleyen kavurucu ateşten yaratmıştık.

Rahmân / 15. Ayet

وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ

Cinleri de saf ve dumansız bir ateş alevinden yarattı.

Zâriyât / 56. Ayet

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Ben cinleri ve insanları, bana kulluk etmeleri için yarattım.

Cin / 1. Ayet

قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ

De ki, bana vahyedildi ki cinlerden bir topluluk Kur’an’ı dinledi ve ardından, gerçekten hayranlık uyandıran bir Kur’an işittik dediler.

Cin / 2. Ayet

يَهْد۪ٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِه۪ۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَدًاۙ

Onlar şöyle dediler: O, doğru yola iletir. Biz de ona iman ettik ve artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.

Cin / 3. Ayet

وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًاۙ

Rabbimizin şanı çok yücedir. O, ne bir eş edinmiştir ne de bir çocuk.

Cin / 4. Ayet

وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطًاۙ

İçimizdeki akılsız olanlar, Allah hakkında sınırı aşan sözler söylüyormuş.

Cin / 5. Ayet

وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۙ

Biz, insanların da cinlerin de Allah adına yalan söylemeyeceğini sanıyorduk.

Cin / 11. Ayet

وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ

İçimizde doğru olanlar da var, bunun altında kalanlar da. Biz farklı yollara ayrılmış topluluklardık.

Cin / 12. Ayet

وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًاۙ

Artık anladık ki ne yeryüzünde Allah’ı aciz bırakabiliriz ne de kaçıp O’nun kudretinden kurtulabiliriz.

Cin / 13. Ayet

وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًاۙ

Hidayeti işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse ne hakkının eksilmesinden korkar ne de haksızlığa uğramaktan.

Cin / 14. Ayet

وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا

İçimizde Allah’a teslim olanlar da var, haktan sapanlar da. Teslim olanlar doğru yolu arayıp bulanlardır.

Cin / 15. Ayet

وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ

Haktan sapan zalimler ise cehennem için yakıt olacaklardır.

Ahkaf / 29. Ayet

وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ

Bir vakit cinlerden bir topluluğu Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onun huzuruna geldiklerinde birbirlerine susup dinleyin dediler. Okuma bitince de kavimlerine uyarıcı olarak döndüler.

Ahkaf / 30. Ayet

قَالُوا يَا قَوْمَنَٓا اِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ وَاِلٰى طَر۪يقٍ مُسْتَق۪يمٍ

Dediler ki ey kavmimiz, biz Musa’dan sonra indirilen, önceki vahiyleri doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ulaştıran bir kitap dinledik.

İsrâ / 88. Ayet

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا

De ki, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar yine onun benzerini getiremezler.

En’âm / 130. Ayet

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪ي وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktaran ve sizi bugünün buluşmasına karşı uyaran elçiler gelmedi mi denilecek. Onlar da kendi aleyhlerine şahitlik ederek evet diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı ve inkâr ettiklerini kendileri kabul edecekler.

Hûd / 119. Ayet

اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَۜ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْۜ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ

Rabbinin merhamet ettiği kimseler hariç, diğerleri ayrılığa düşer. Rabbinin sözü de gerçekleşecektir. Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım buyruğu yerini bulacaktır.

Ahkaf / 18. Ayet

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۜ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ

Onlar, kendilerinden önce gelip geçen cin ve insan toplulukları arasında haklarında azap hükmü kesinleşen kimselerdir. Gerçekten onlar hüsrana uğrayanlardır.

A’râf / 38. Ayet

قَالَ ادْخُلُوا ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا ف۪يهَا جَم۪يعًاۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ

Buyrulur ki sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin. Her topluluk girdikçe diğerine lanet eder. Hepsi orada bir araya geldiğinde sonrakiler öncekiler için Rabbimiz, bizi bunlar saptırdı, onlara ateşten iki kat azap ver der. Allah da her biri için iki kat azap vardır, fakat siz bilmezsiniz buyurur.

Rahmân / 33. Ayet

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ

Ey cin ve insan topluluğu, göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya gücünüz yetiyorsa geçip gidin. Fakat bunu ancak üstün bir kudret ve izinle yapabilirsiniz.

Rahmân / 35. Ayet

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ

Üzerinize yalın bir ateş ve erimiş bakır gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

Rahmân / 36. Ayet

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini ve kudretini inkâr edebilirsiniz.

Rahmân / 37. Ayet

فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِۚ

Gök yarıldığı ve kızarmış yağ gibi kıpkırmızı hale geldiği zaman büyük olaylar yaşanacaktır.

Rahmân / 38. Ayet

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini ve kudretini yalanlayabilirsiniz.

Rahmân / 39. Ayet

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْبِه۪ٓ اِنْسٌ وَلَا جَٓانٌّۚ

O gün insana da cine de günahı ayrıca sorulmaz.

Rahmân / 41. Ayet

يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِس۪يمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاص۪ي وَالْاَقْدَامِۚ

Suçlular yüzlerinden tanınır ve perçemlerinden, ayaklarından yakalanırlar.

Rahmân / 56. Ayet

ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ

Oralarda bakışlarını eşlerine çevirmiş kimseler vardır. Onlara daha önce ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.

Rahmân / 74. Ayet

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ

Onlara daha önce ne bir insan eli değmiştir ne de bir cin.

En’âm / 100. Ayet

وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَن۪ينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَصِفُونَ۟

Bazıları cinleri Allah’a ortak koştu. Oysa onları yaratan da Allah’tır. Bilgiye dayanmadan O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Allah, onların nitelemelerinden uzaktır ve çok yücedir.

En’âm / 112. Ayet

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاط۪ينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ يُوح۪ي بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًاۜ وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

Her peygamber için insan ve cin şeytanlarından düşmanlar var ettik. Bunlar aldatmak için birbirlerine süslü sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları ve uydurduklarını bırak.

En’âm / 128. Ayet

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَم۪يعًاۚ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِۚ وَقَالَ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ مِنَ الْاِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَٓا اَجَلَنَا الَّذ۪ٓي اَجَّلْتَ لَنَاۜ قَالَ النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ رَبَّكَ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ

Allah hepsini topladığı gün, ey cin topluluğu, insanlardan birçoğunu etkilediniz buyuracak. İnsanlardan onlara yakın duranlar ise Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize takdir edilen sürenin sonuna geldik diyecekler. Bunun üzerine, varacağınız yer ateştir, Allah dilemedikçe orada kalacaksınız denilecektir. Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

Kehf / 50. Ayet

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّه۪ۜ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُٓ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُون۪ي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۜ بِئْسَ لِلظَّالِم۪ينَ بَدَلًا

Meleklere Âdem’e secde edin dediğimizde hepsi secde etti, İblîs hariç. O cinlerdendi ve Rabbinin emrinden çıktı. Size düşman oldukları halde beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz. Zalimler için bu ne kötü bir tercihtir.

Sebe’ / 41. Ayet

قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ

Melekler derler ki, seni tenzih ederiz, bizim velimiz onlar değil sensin. Aslında onlar bize değil cinlere kulluk ediyor, çoğu da onlara inanıyordu.

Sâffât / 158. Ayet

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

Allah ile cinler arasında bir soy bağı kurdular. Oysa cinler de onların hesaba çekilmek üzere huzura getirileceklerini bilir.

Sâffât / 159. Ayet

سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ

Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden bütünüyle uzaktır.

Sâffât / 160. Ayet

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Ancak Allah’ın samimiyetle arındırdığı kullar böyle değildir.

Sâffât / 161. Ayet

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ

Siz de taptıklarınız da

Sâffât / 162. Ayet

مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ

Allah’a karşı hiç kimseyi saptırabilecek güçte değilsiniz.

Sâffât / 163. Ayet

اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ

Ancak cehenneme girmeyi seçen azgın kimseleri etkileyebilirsiniz.

Sâffât / 164. Ayet

وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ

Bizden her birinin belli bir makamı vardır.

Sâffât / 165. Ayet

وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ

Bizler saf saf duranlarız.

Sâffât / 166. Ayet

وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ

Bizler Allah’ı tesbih edenleriz.

Fussilet / 25. Ayet

وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَٓاءَ فَزَيَّنُوا لَهُمْ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۚ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ۟

Onlara öyle arkadaşlar musallat ettik ki önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplulukları hakkında gerçekleşen hüküm onlar için de kesinleşti. Gerçekten onlar kaybedenlerdi.

Fussilet / 29. Ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا رَبَّنَٓا اَرِنَا الَّذَيْنِ اَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ اَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْاَسْفَل۪ينَ

İnkâr edenler der ki Rabbimiz, gerek cinlerden gerek insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım, en aşağılık olanlardan olsunlar.

Nâs / 1. Ayet

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ

De ki, insanların Rabbine sığınırım.

Nâs / 2. Ayet

مَلِكِ النَّاسِۙ

İnsanların mutlak hükümdarına,

Nâs / 3. Ayet

اِلٰهِ النَّاسِۙ

İnsanların ilahına,

Nâs / 4. Ayet

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ

Sinsi vesvese vericinin şerrinden,

Nâs / 5. Ayet

اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ

İnsanların kalplerine vesvese verenin şerrinden,

Nâs / 6. Ayet

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

Ki o, cinlerden de olabilir insanlardan da.

Neml / 17. Ayet

وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

Süleyman için cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları toplandı ve hepsi düzen içinde sevk edildi.

Neml / 39. Ayet

قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ

Cinlerden güçlü bir ifrit dedi ki, sen makamından kalkmadan önce onu sana getiririm. Ben bu işe güçlü ve güvenilir biriyim.

Sebe’ / 12. Ayet

وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ

Süleyman’a rüzgârı boyun eğdirdik. Sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay sürerdi. Onun için erimiş bakırı akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun emrinde çalışanlar vardı. İçlerinden emrimizden sapan olursa ona yakıcı azabı tattırırdık.

Sebe’ / 14. Ayet

فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ

Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde, onun öldüğünü onlara ancak asasını kemiren yer canlısı gösterdi. O yere düşünce ortaya çıktı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü işte kalıp durmazlardı.

Sâd / 37. Ayet

وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ

Şeytanlardan bina yapanları ve dalgıçlık edenleri de emrine verdik.

Sâd / 38. Ayet

وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ

Bir kısmını da zincirlerle bağlanmış halde tuttuk.

Cin Suresinde Geçen Diğer Önemli Ayetler

Cin / 6. Ayet

وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًاۙ

İnsanlardan bazı kimseler cinlerden bazılarına sığınıyordu. Bu da onların taşkınlığını daha da artırıyordu.

Cin / 7. Ayet

وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَدًاۙ

Onlar da sizin sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Cin / 8. Ayet

وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَد۪يدًا وَشُهُبًاۙ

Göğe ulaşmak istedik ama onu güçlü bekçiler ve alev saçan yıldızlarla dolu bulduk.

Cin / 9. Ayet

وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًاۙ

Daha önce orada dinlemek için yerler edinirdik. Şimdi ise dinlemeye kalkışan, kendisini gözleyen bir alevle karşılaşıyor.

Cin / 10. Ayet

وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ

Yeryüzündekiler için bir kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlar hakkında bir iyilik mi diledi, biz bilemiyoruz.

Cin / 16. Ayet

وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ

Eğer doğru yol üzerinde dosdoğru ilerleselerdi, onlara bol nimet ve su verirdik.

Cin / 17. Ayet

لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًاۙ

Bunu, onları denemek için yapardık. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu gittikçe ağırlaşan bir azaba sürükler