Fidye; yerine getirilmesi mümkün olmayan bir ibadet veya ibadet esnasında meydana gelen bir eksikliğin telafisi için ödenen maddî bedeldir. Dinî açıdan fidye, özellikle oruç ve hac ibadetleriyle bağlantılı olarak gündeme gelen bir yükümlülüktür. Kişinin ibadeti fiilen yapamaması durumunda, bu sorumluluk ihtiyaç sahiplerine yapılan bir yardım yoluyla yerine getirilir.
Kur’ân-ı Kerîm’de, oruç tutmaya gücü yetmeyen kimselerin, bunun karşılığında bir yoksulu doyurması gerektiği ifade edilmiştir. Bu hüküm doğrultusunda:
Eğer bu kişiler ilerleyen zamanlarda oruçlarını kaza edemeyeceklerse, her tutulamayan gün için fidye öderler. Bu fidye, orucun manevî sorumluluğunun maddî bir yardım yoluyla telafi edilmesini sağlar.
Şâfiî mezhebinde, Ramazan ayında tutulamayan oruçlar, geçerli bir mazeret olmaksızın sonraki Ramazan’a kadar kaza edilmezse, yalnızca kaza yeterli görülmez. Bu durumda, geciktirilen her gün için ayrıca fidye verilmesi gerekir.
Şâfiî mezhebinde fidye yükümlülüğü doğuran bir diğer konu da hamilelik ve emzirme hâlidir:
Fidye yalnızca oruç ibadetiyle sınırlı değildir. Hac ve umre sırasında yapılması gereken bazı görevlerin eksik veya hatalı yerine getirilmesi durumunda da, bu kusurların telafisi için fidye ödenmesi gerekebilir. Bu uygulama, ibadetin bütünlüğünü korumaya yönelik bir maddî sorumluluk olarak değerlendirilir.
Bir fidye, bir kişinin bir günlük temel gıda ihtiyacını karşılayacak ölçüde belirlenmiştir. Bu miktar, sadaka-i fıtır ile aynıdır ve fidyenin asgari sınırını ifade eder. Maddî imkânı olan kimselerin bu miktarın üzerinde vermesi ise daha faziletli kabul edilir
İlginizi Çekebilir: Hac Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?