Kur’an ile ilgili ayetler, ilahi kitabın insanlık için nasıl bir rehber olduğunu, hangi amaçla indirildiğini, nasıl okunması ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıkça ortaya koyar. Bu ayetlerde Kur’an’ın hidayet, rahmet, uyarı, şifa ve hak ile batılı ayıran ölçü oluşu dikkat çeker.
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Ramazan, Kur’an’ın insanlara yol göstermek, doğruyu açıklamak ve hakkı bâtıldan ayırmak üzere indirildiği mübarek aydır. Bu aya ulaşan kimse orucunu tutmalıdır. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar ise eksik kalan günleri daha sonra tamamlar. Allah kullarına güçlük değil kolaylık ister. Bu hükümlerin amacı da ibadetin tamamlanması, Allah’ın yüceliğinin bilinmesi ve O’na şükredilmesidir.
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحًاۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
Geri dönüşü mümkün boşanma yaşayan kadınlar, üç hayız süresi kadar beklemelidir. Eğer Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorlarsa, rahimlerindeki durumu gizlemeleri doğru değildir. Barışma niyeti varsa, eşleri bu süre içinde onları geri almada daha önceliklidir. Kadınların da erkekler üzerinde meşru hakları vardır. Erkeklere verilen farklı sorumluluk derecesi ise ilahi hikmet çerçevesindedir. Allah mutlak güç sahibidir, hükmünde hikmet vardır.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَسْـَٔلُوا عَنْ اَشْيَٓاءَ اِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْۚ وَاِنْ تَسْـَٔلُوا عَنْهَا ح۪ينَ يُنَزَّلُ الْقُرْاٰنُ تُبْدَ لَكُمْۜ عَفَا اللّٰهُ عَنْهَاۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَل۪يمٌ
Ey iman edenler, açıklanması halinde sizi sıkıntıya düşürecek meselelerin peşine düşmeyin. Kur’an indirilirken bu tür şeyleri sorarsanız size açığa çıkarılabilir. Oysa Allah bazı hususları bağışlamış ve üzerinizden kaldırmıştır. O, affı bol olandır, kullarına karşı yumuşak davranır.
قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَه۪يدٌ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِه۪ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّن۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ
De ki, en büyük şahitlik kime aittir. Cevap olarak Allah’ın benimle sizin aranızda şahit olduğunu bildir. Bu Kur’an bana, sizin ve ulaştığı herkesin uyarılması için vahyedildi. Allah’tan başka ilahlar bulunduğuna dair iddiayı kabul etmiyorum. Çünkü ilah yalnızca birdir ve ben O’na ortak koşulan her şeyden uzağım.
وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Kur’an tilavet edildiğinde dikkatle dinleyin ve susup ona yönelin. Böyle yapmanız, ilahi rahmete erişmeniz için bir vesiledir.
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذ۪ي بَايَعْتُمْ بِه۪ۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında kabul buyurmuştur. Onlar O’nun yolunda mücadele eder, gerekirse can verirler. Bu vaat Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin bir söz olarak bildirilmiştir. Allah verdiği sözü eksiksiz yerine getirir. Bu ilahi alışveriş, gerçek kurtuluşun kendisidir.
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ ل۪ٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْس۪يۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ
Ayetler apaçık şekilde okunduğunda, ahirete kavuşmayı ummayanlar başka bir Kur’an getirilmesini veya mevcut vahyin değiştirilmesini isterler. Peygamber ise bunun kendi elinde olmadığını, yalnızca kendisine vahyedilene uyduğunu bildirir. Rabbi’ne karşı gelmesinin büyük günün azabını gerektireceğini de açıkça ifade eder.
وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠
Bu Kur’an, Allah’tan başkasına nispet edilemeyecek kadar hak ve gerçektir. Kendinden önce indirilen vahiyleri doğrular, ilahi hükümleri açıklar ve onda hiçbir kuşku yoktur. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
وَمَا تَكُونُ ف۪ي شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا مِنْهُ مِنْ قُرْاٰنٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ اِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا اِذْ تُف۪يضُونَ ف۪يهِۜ وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِ وَلَٓا اَصْغَرَ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرَ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
Ey Peygamber, hangi işle meşgul olursan ol ve Kur’an’dan ne okursan oku, insanlar da hangi işi yaparsa yapsın, hepsi gerçekleşirken biz onları görürüz. Yerde ve gökte zerre ağırlığında hiçbir şey Rabbinden gizli kalmaz. Küçük büyük her şey apaçık kaydedilmiştir.
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki düşünüp kavrayasınız.
نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَۗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الْغَافِل۪ينَ
Sana vahyettiğimiz bu Kur’an sayesinde en güzel kıssaları anlatıyoruz. Bundan önce sen bu hakikatlerden habersizdin.
وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰىۜ بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَم۪يعًاۜ اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا تُص۪يبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَر۪يبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟
Eğer bir kitapla dağlar yürütülecek, yer yarılacak ya da ölüler konuşturulacak olsaydı, buna en layık olan yine Kur’an olurdu. Fakat bütün iş Allah’ın iradesine bağlıdır. O dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi. İnkar edenler ise yaptıklarının sonuçlarını yaşamaya devam edeceklerdir. Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşir.
الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ
Bunlar kitabın ve apaçık hakikati ortaya koyan Kur’an’ın ayetleridir.
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Sana tekrar tekrar okunan yedi ayeti ve yüce Kur’an’ı verdik.
اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ
Onlar Kur’an’ı parçalara ayırdılar, bir kısmını kabul edip bir kısmını dışarıda bıraktılar.
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
Kur’an okumaya başladığında, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığın.
اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَب۪يرًاۙ
Bu Kur’an, en doğru ve en sağlam yola yöneltir. İman edip salih ameller işleyenlere de büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِيَذَّكَّرُواۜ وَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا نُفُورًا
Biz Kur’an’da hakikatleri türlü şekillerde açıkladık ki insanlar öğüt alsın. Fakat bir kısmı bunlardan ders almak yerine daha da uzaklaştı.
وَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًاۙ
Sen Kur’an okuduğunda, ahirete iman etmeyenlerle arana görünmeyen bir perde koyarız.
وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا
Onların kalplerine Kur’an’ı kavramalarına engel perdeler, kulaklarına da ağırlık konulmuştur. Sen Kur’an’da yalnız Rabbini andığında ise yüz çevirip uzaklaşırlar.
وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّت۪ٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَب۪يرًا۟
Rabbin insanları kuşatmıştır. Sana gösterilen manzaralar ve Kur’an’da anılan lanetlenmiş ağaç, insanlar için bir imtihan kılınmıştır. Yapılan uyarılar ise inkârcıların azgınlığını daha da artırmaktadır.
اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı dosdoğru kıl. Sabah vakti yapılan kıraat ise özel bir şahitliğe mazhar olur.
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
Kur’an, müminler için gönüllere şifa ve ilahi rahmettir. Zulümde ısrar edenler içinse zararı artıran bir delil haline gelir.
قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا
De ki, insanlar ve cinler bir araya gelip birbirlerine destek olsalar bile bu Kur’an’ın benzerini ortaya koyamazlar.
Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği anlattık. Yine de insanların çoğu inkârda direndi.
وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْز۪يلًا
Kur’an’ı, insanlara sindire sindire okuyasın diye bölümler halinde indirdik. O, aşama aşama vahyedildi.
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِلنَّاسِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ اَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا
Kur’an’da insanlar için pek çok örnek ve açıklama yer alır. Fakat insan, çoğu zaman gerçeği kabul etmek yerine tartışmaya meyillidir.
مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ
Biz bu Kur’an’ı sana zorluk yüklemek için indirmedik.
وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا ف۪يهِ مِنَ الْوَع۪يدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ اَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا
Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. İçinde uyarıları çeşitli biçimlerde anlattık ki insanlar sakınsın yahut yeni bir bilinç kazansın.
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْمًا
Mutlak hüküm sahibi ve hak olan Allah yücedir. Vahiy tamamlanmadan Kur’an’ı okumakta acele etme. Rabbim, ilmimi artır diye dua et.
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا
Peygamber, Rabbine kavminin Kur’an’ı ihmal ettiğini ve ondan uzaklaştığını arz eder.
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِه۪ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلًا
İnkârcılar, Kur’an’ın neden bir defada inmediğini sorguladılar. Oysa biz onu kalbini sağlamlaştırmak için parça parça indirdik ve tane tane okuttuk.
طٰسٓ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْقُرْاٰنِ وَكِتَابٍ مُب۪ينٍۙ
Bunlar Kur’an’ın ve apaçık kitabın ayetleridir.
وَاِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْاٰنَ مِنْ لَدُنْ حَك۪يمٍ عَل۪يمٍ
Şüphesiz sen bu Kur’an’ı, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah katından alıyorsun.
اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَقُصُّ عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَكْثَرَ الَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
Bu Kur’an, İsrailoğulları’nın ayrılığa düştüğü birçok meseleyi açıklığa kavuşturur.
اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذ۪ي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍۘ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۙ
Bana, bu mukaddes beldenin Rabbine kulluk etmem emredildi. Her şey O’na aittir. Yine bana teslim olanlardan olmam buyuruldu.
وَاَنْ اَتْلُوَ۬ا الْقُرْاٰنَۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَقُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَ
Bana Kur’an okumam da emredildi. Kim doğru yolu bulursa kendi lehine bulur. Sapan kimseye ise benim görevim yalnızca uyarmaktır denilir.
اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
Kur’an’ı sana yükümlülük olarak veren Allah, seni mutlaka dönülecek yere ulaştıracaktır. De ki, kimin hidayetle geldiğini ve kimin açık sapıklıkta bulunduğunu Rabbim daha iyi bilir.
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ
Biz Kur’an’da insanlar için her türden örnek verdik. Buna rağmen inkâr edenler, karşılarına delil gelse bile onu yine inkâr ederler.
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۨ الْقَوْلَۚ يَقُولُ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَٓا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِن۪ينَ
İnkâr edenler ne bu Kur’an’a ne de önceki vahiylere iman etmeyeceklerini söylediler. Kıyamet günü Rablerinin huzurunda durdurulduklarında ise birbirlerini suçlayacaklardır. Zayıf bırakılanlar, kendilerini saptıran büyüklük taslayanlara hesap soracaktır.
وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ
Hikmetle dolu Kur’an’a yemin olsun.
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ
Biz Peygamber’e şiir öğretmedik, bu onun görevi de değildir. Ona verilen, öğüt ve gerçeği açıklayan apaçık bir Kur’an’dır.
صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ
Öğüt ve uyarı yüklü Kur’an’a yemin olsun.
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ
Biz bu Kur’an’da insanlar için her çeşit ibret verici örneği sunduk ki düşünüp öğüt alsınlar.
قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
O, eğrilikten uzak, dosdoğru Arapça bir Kur’an’dır. Amaç, insanların takvaya yönelmesidir.
كِتَابٌ فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَۙ
Bu, ayetleri ayrıntılı biçimde açıklanmış, bilen bir topluluk için Arapça indirilen bir kitaptır.
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَالْغَوْا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ
İnkâr edenler, Kur’an okunurken onu dinlememeyi ve gürültü çıkararak etkisini kırmayı amaçladılar.
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِيًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُۜ ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّۜ قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًىۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ۟
Eğer onu yabancı dilde indirseydik, yine itiraz ederlerdi. De ki, Kur’an iman edenler için hidayet ve şifadır. İman etmeyenler içinse kulaklarda ağırlık, gönüllerde kapalılık meydana gelir. Sanki onlara çok uzak bir yerden seslenilmektedir.
وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَر۪يقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَر۪يقٌ فِي السَّع۪يرِ
Sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki Mekke halkını ve çevresindekileri uyarasın. Şüphesiz geleceği kesin olan toplanma gününde insanlar iki gruba ayrılacaktır. Bir kısmı cennete, bir kısmı ateşe gidecektir.
وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ
Apaçık hakikati bildiren kitaba yemin olsun.
اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَۚ
Biz onu, anlayıp kavrayabilmeniz için Arapça bir Kur’an kıldık.
وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظ۪يمٍ
Onlar, bu Kur’an’ın iki şehirden itibarlı bir kişiye indirilmesi gerektiğini söylediler.
وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ
Cinlerden bir topluluğu Kur’an’ı dinlemeleri için sana yönelttik. Geldiklerinde birbirlerine susup dinlemeyi söylediler. Tilavet bitince de kavimlerine uyarıcı olarak döndüler.
اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا
Onlar Kur’an üzerinde derin derin düşünmüyorlar mı, yoksa kalpleri kilitli mi duruyor.
قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ
Şan ve izzet sahibi Kur’an’a yemin olsun.
نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَع۪يدِ
Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen onları zorlayacak değilsin. O halde tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt vermeye devam et.
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. O halde bundan ibret alacak kim var.
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟
Kur’an, düşünüp ders çıkarılsın diye kolaylaştırılmıştır. Peki öğüt alacak biri var mı.
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Biz Kur’an’ı anlaşılması ve hatırlanması için erişilebilir kıldık. Bundan ders çıkaran olacak mı.
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟
Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolay kıldık. Şimdi onu içtenlikle düşünen kimse var mı.
اَلرَّحْمٰنُۙ
Rahmân olan Allah,
عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ
Kur’an’ı öğreten O’dur.
اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ
Şüphesiz bu, son derece değerli ve şerefli bir Kur’an’dır.
لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Eğer bu Kur’an bir dağa indirilseydi, onu Allah korkusuyla boyun eğmiş ve parçalanmış görürdün. Bu örnekler, insanların derin şekilde düşünmesi için verilir.
وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ
İnkâr edenler, Kur’an’ı işittiklerinde neredeyse bakışlarıyla seni devirecek hale gelirler ve ağır sözler söylerler.
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ
De ki, bana vahyedildiğine göre cinlerden bir topluluk Kur’an dinledi ve onun hayranlık uyandıran bir kelam olduğunu söyledi.
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلًاۜ
Kur’an’ı ağır ağır, tane tane ve hakkını vererek oku.
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Rabbin, senin ve yanında bulunan bir topluluğun gece ibadetine kalktığını bilir. Allah geceyi ve gündüzü ölçüyle belirler. Gücünüzün sınırını bildiği için size kolaylık tanımıştır. Bundan böyle Kur’an’dan kolay gelen kısmı okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, hayır için çaba gösterin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
Onu senin kalbinde toplamak ve okutmak bize aittir.
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
Biz onu sana okuduğumuzda, sen de o okuyuşu izle.
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْز۪يلًاۚ
Kur’an’ı sana aşama aşama indiren biziz.
وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَۜ ۩
Kendilerine Kur’an okunduğunda secde etmiyorlar.
بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ
Gerçek şu ki bu, şerefli ve yüce bir Kur’an’dır.