Anasayfa

Giriş/Üye

Hesap No

Bağış Yap

Sepetim

Kıtaları Aşan Kardeşlik: Misder ile Afrika’da Kuran Bağışı Umut Oldu

Dünya haritasına baktığınızda ülkeler arasında sınırlar, denizler ve binlerce kilometrelik mesafeler görürsünüz. Ancak gönül coğrafyasında mesafelerin hiçbir hükmü yoktur. İstanbul’daki bir hayırseverin duası, Uganda’daki bir yetimin“âmin”inde karşılık bulur; Anadolu’daki bir sofranın bereketi, Gazze’deki bir çadırın hüznünü hafifletir. İşte Misder (Mis Darusselam İnsani Yardım Derneği), işte tam da bu manevi haritanın izini süren; sınırları iyilikle aşan bir köprü vazifesi görmektedir.

Bu yıl yardım çalışmalarımızı, imkânsızlıkların en derin hissedildiği Doğu Afrika ve insanlık onurunun sınandığı Gazze üzerine yoğunlaştırdık. "Kurban bağışı umut oldu" diyerek çıktığımız bu yolda, sadece karınları doyurmanın değil, ruhları da doyurmanın, gönülleri onarmak, umut inşa etmek oldu.

Uganda’nın Mahzun Müslümanları ve Kur’an-ı Kerim’e Olan Hasret

Afrika denildiğinde çoğu zaman akla susuzluk ve açlık gelir. Ancak Uganda’nın kırsal bölgelerinde yaşanan en büyük açlıklardan biri manevi açlıktır: Manevi bilgiye ve kaynağa ulaşamama açlığı.

Uganda’da Müslümanlar azınlık konumundadır:

  • Camilerin yetersiz kalmasına

  • Medreselerin imkânsızlıklarla ayakta durmasına

  • Kur’an-ı Kerim’e erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesine yol açmaktadır.

Uganda, Hristiyan nüfusun çoğunlukta olduğu, Müslümanların ise azınlık statüsünde yaşama tutunmaya çalıştığı bir ülke. Bir ülkede azınlık olmak, sadece nüfus sayımında az görünmek demek değildir. Bu durum; camilerin imkansızlıklar içinde kalması, medreselerin derme çatma yapılar olması ve en acısı, İslami kaynaklara erişimin neredeyse imkansız hale gelmesi demektir.

Kırsal köylerde karşılaştığımız manzara yürek burkucuydu. Medrese öğrencileri, Kur’an ayetlerini ağaçtan yapılmış levhalara (luh) kömürle yazıyor, ezberledikten sonra silip devam ediyordu. Matbu bir Mushaf, çoğu aile için ulaşılmaz bir hayaldi. Matbu bir Kur’an-ı Kerim’e sahip olmak, o bölgedeki bir aile için lüks bir hayalden, ulaşılması zor bir servetten farksızdı. Kağıdın ve matbaanın bu denli pahalı olduğu bir coğrafyada, ilim öğrenmek kelimenin tam anlamıyla bir direniş biçimiydi.

Misder olarak, bu hasreti dindirmeyi boynumuzun borcu bildik. Bağışçılarımızın destekleriyle temin edilen binlerce Kur’an-ı Kerim’i, köy köy, kasaba kasaba dolaşarak o minik ellere teslim ettik. Bir çocuğun, hayatında ilk kez kendisine ait gıcır gıcır bir kitabı eline aldığındaki o titremeyi, kokusunu içine çekerken gözlerinin dolmasını tarif edecek bir kelime lugatımızda yok. O an, sadece bir kitap dağıtımı yapmadık; biz o çocuklara "Siz unutulmadınız, binlerce kilometre ötede sizi düşünen kardeşleriniz var" mesajını verdik. O Mushaflar, Uganda’daki Müslüman kimliğinin korunması için dikilmiş birer sancak oldu.

"Kurban Bağışı Umut Oldu": Sofralarda Et, Gönüllerde Muhabbet

Afrika’da açlık, istatistik değil günlük bir gerçekliktir. Yıl boyunca yalnızca mısır lapasıyla beslenen milyonlarca insan için kurban eti, sadece bir gıda değil; bayramdır, sevinçtir, hayattır.

Misder olarak yürüttüğümüz kurban organizasyonlarında temel mottomuz, "Kurban bağışı umut oldu" cümlesidir. Çünkü kestiğimiz her kurban, o hanelere sadece protein girmesini sağlamıyor, aynı zamanda yaşama sevincini de beraberinde getiriyor. Bayram günlerinde kurduğumuz Ümmet Sofraları, kardeşliğin somutlaştığı, aynı tabaktan yemenin bereketinin paylaşıldığı muazzam anlara sahne oluyor.

Kurban organizasyonlarımızda sadece vacip kurbanları değil; adak, akika ve şükür kurbanlarını da yılın her döneminde kesiyoruz. Bağışçılarımızdan aldığımız vekaletleri, İslami usullere harfiyen riayet ederek yerine getiriyoruz. Ancak bizi bu süreçte farklı kılan, sadece eti dağıtmak değil, o eti dağıtırken kurduğumuz güven bağıdır.

Misder’in Kırmızı Çizgisi: Şeffaflık, Güven ve Video Kanıtı

Yardım kuruluşları ile bağışçılar arasındaki ilişkinin temel taşı "güven"dir. Bir insan, alın teriyle kazandığı rızkından ayırıp dünyanın öbür ucuna gönderiyorsa, o emanetin yerine ulaştığından emin olmak en doğal hakkıdır. Misder olarak bu hassasiyeti, kurumsal kimliğimizin merkezine yerleştirdik.

Bizde "gönderdik, bitti" anlayışı yoktur. Süreç şöyle işler:

  1. İsim Okuma: Kurbanınız kesilmeden hemen önce, görevli hocamız bağışçının ismini (veya bağışçının niyet ettiği kişinin ismini) yüksek sesle okur.
  2. Dua ve Tekbir: İslami usullere göre tekbirler getirilir ve dua edilir.
  3. Kayıt: Tüm bu süreç, profesyonel ekiplerimiz tarafından saniye saniye video kaydına alınır.
  4. Kişiye Özel Gönderim: Kesim tamamlandıktan kısa bir süre sonra, bu video bağışçımızın cep telefonuna ulaştırılır.

Bu uygulama bir lüks değil, şeffaflık ilkemizin bir gereğidir. Bağışçılarımız, kurbanlarının hangi ülkede, ne şartlarda kesildiğini, etlerin kimlere dağıtıldığını kendi gözleriyle görürler. Videoları her zaman izleyebilirsiniz; arşivimizde saklı tutulan bu görüntüler, hem bizim için birer şahitlik belgesi hem de bağışçılarımız için kalıcı bir hatıradır. Aynı şeffaflık, açtığımız su kuyuları için de geçerlidir. Bir köyde suyun ilk kez fışkırdığı o anı, çocukların suyla oynarken attıkları sevinç çığlıklarını kayda alıyor ve "İşte sizin sadaka-i cariyeniz burada hayat buldu" diyerek hayırseverimize sunuyoruz.

Afrika’dan Gazze’ye Uzanan Merhamet Eli

Misder’in yardım tırları ve gönüllüleri sadece Afrika’nın savanlarında değil, bugün insanlığın en büyük utancının ve acısının yaşandığı Gazze’de de aktif olarak sahada. Gazze, abluka altında nefes almaya çalışan, her gün üzerine bombalar yağarken hayata tutunmaya çalışan kardeşlerimizin yurdudur.

Oradaki acil ihtiyaçlar, Afrika’dan farklı olarak savaşın getirdiği yıkımla şekilleniyor. Altyapının çökmesi, temiz suya erişimi imkânsız hale getirirken, gıda tedarik zincirinin kırılması açlığı bir silah haline dönüştürüyor. Misder olarak Gazze’de iki ana başlıkta yoğunlaştık:

1. Sıcak Yemek Dağıtımı

Yıkıntıların arasında, evsiz kalan aileler için kurduğumuz aşevlerinde her gün dev kazanlar kaynıyor. Sıcak bir kap yemeğin, sadece karın doyurmak olmadığını, "Sizi terk etmedik" demenin en güçlü yolu olduğunu biliyoruz. Bağışçılarımızın destekleriyle alınan erzaklar, Gazze içindeki ekiplerimizce pişirilip dağıtılıyor.

2. Temiz İçme Suyu Temini

Bombalanan su şebekeleri nedeniyle Gazze’de salgın hastalık riski her geçen gün artıyor. Misder, tankerlerle ve kurduğu özel arıtma sistemleriyle, mahalle mahalle temiz su dağıtımı yapıyor. Bir çocuğun bidonuna doldurduğu o berrak su, aslında hayata devam edebilmek için gereken yakıttır.

Teşekkür ve Gelecek Vizyonu

Biliyoruz ki, hiçbir iyilik hareketi tek başına bir kurumun başarısı değildir. Misder, sadece bir aracıdır; asıl kahramanlar, kendi sofrasından kısıp ümmetin yetimlerini doyuran siz değerli bağışçılarımızdır. Uganda’da elinde Kur’an ile gülümseyen o çocuk, Afrika’da su kuyusunun başında dua eden o teyze, Gazze’de sıcak çorbasını içen o dede... Hepsi sizin eseriniz.

Yaptığınız her bağışın, gönderdiğiniz her kurbanın videosunu size ulaştırırken hissettiğimiz gurur, emanetinize sahip çıkmanın verdiği huzurdandır. Afrika’nın en ücra köşesinde bir Müslüman azınlığın kimliğini korumasına destek oldunuz, Gazze’de bir mazlumun yarasına merhem oldunuz.

Misder olarak yolumuz uzun, yükümüz ağır ama inancımız tam. Şeffaflıktan ödün vermeden, teknolojinin imkanlarını güven unsuru olarak kullanarak, dünyanın neresinde bir mazlum "İmdat" derse orada olmaya devam edeceğiz. Sizlerin desteği sürdükçe, bu iyilik kervanı asla durmayacak.

Allah, hayırlarınızı kabul etsin; bizleri de bu hayra vesile kıldığı için şükürler olsun. Emanetiniz, emanetimizdir