Muharrem orucu denildiğinde genellikle Aşure günü tutulan nafile oruç anlaşılır. Muharrem ayı, hicrî yılın ilk ayıdır ve bu ayda tutulan oruçların faziletli görüldüğü bildirilir. Ramazan orucu farz olduktan sonra Aşure orucu zorunlu olmaktan çıkmış, isteğe bağlı bir ibadet olarak devam etmiştir.
Muharrem ayında oruç için öne çıkan gün, ayın onuncu günü olan Aşure günüdür. Bununla birlikte tek günle sınırlı kalmamak için Muharremin dokuzuncu veya on birinci gününü de Aşure gününe ekleyerek oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Bu yüzden en yaygın uygulama 9 ve 10. günlerde ya da 10 ve 11. günlerde oruç tutmaktır. Bazı rivayetlerde 9, 10 ve 11. günlerin birlikte değerlendirilmesi de yer alır.
Muharrem ayında oruç tutmak isteyenler için temel gün Aşure günüdür. En pratik ve yaygın ölçü, Muharremin 10. gününü esas almak ve öncesine ya da sonrasına bir gün daha eklemektir. Böylece oruç hem sünnete daha uygun bir çerçevede tutulmuş olur hem de yalnızca tek güne indirgenmemiş olur.
Muharrem orucu farz değildir. Aşure günü orucu, tavsiye edilen ve sevabı umulan nafile bir ibadet olarak değerlendirilir. Nitekim rivayetlerde, Ramazan orucu farz kılındıktan sonra Aşure orucunun isteğe bağlı hâle geldiği açık biçimde anlatılır. Bu yönüyle Muharrem ayında tutulan oruç, zorunlu bir ibadet değil, faziletli kabul edilen bir ibadet niteliği taşır.
Muharrem ayı, İslam geleneğinde kıymet verilen aylardan biridir. Aşure günü tutulan oruç için de geçmiş yılın günahlarına kefaret olmasının umulduğu bildirilmiştir. Muharrem orucu, kişiye sabır, nefis terbiyesi ve ibadet bilinci kazandıran bir fırsat olarak görülür. Bu yüzden Muharrem ayında oruç tutmak, sadece aç kalmak değil, manevi olarak kendini toparlama ve ibadeti daha derinden yaşama niyetiyle ele alınır. İftar anında okunacak tek ve zorunlu bir dua bulunmaz. Kişi orucunu açarken kendi diliyle, samimi bir şekilde dua edebilir. Önemli olan, orucu Allah rızası için tutmak ve iftar vaktinde de aynı bilinçle şükür ve dua hâlinde olmaktır.