Namaz, müminin Rabbiyle kurduğu en güçlü bağlardan biridir. Günde beş vakit farz namaz, dinin temel ibadetleri arasında yer alırken, farzların dışında sevap kazanmak, manevi hayatı kuvvetlendirmek ve kulluğu derinleştirmek amacıyla kılınan ek namazlar da vardır. İşte bu ibadetler nafile namaz olarak adlandırılır.
Nafile namaz, farz ve vacip kapsamına girmeyen, kişinin Allah rızasını umarak gönüllü biçimde kıldığı namazdır. Kelime anlamı bakımından fazladan yapılan, ilave edilen ibadet manası taşır. Yani kul, üzerine kesin olarak yükümlü olmadığı halde, Rabbine yakınlaşmak, sevap kazanmak, kusurlarının bağışlanmasını istemek ve manevi hayatını canlı tutmak için bu namazları kılar. Nafile ibadetler, sadece şekil yönüyle değil, niyet ve kulluk şuuruyla da ayrı bir değer taşır. Farz namazlar mümin için vazgeçilmez bir sorumlulukken, nafile namazlar kulun isteyerek yöneldiği bir yakınlık vesilesidir.
Nafile namazlar, farzların yerine geçmez. Ancak farz ibadetlerde oluşan eksikliklerin tamamlanmasına katkı sağlayan büyük bir manevi kazanç kapısıdır. Mümin, farzların ardından nafile ibadetlerle kulluğunu derinleştirir. Gün içinde dünya işleriyle dağılan kalp, nafile namazlarla yeniden toparlanır. Gece kılınan bir teheccüd, sabah sonrası eda edilen bir kuşluk namazı ya da akşamdan sonra kılınan evvabin, kişinin iç dünyasında ciddi bir huzur meydana getirebilir. Nafile namazların bir başka yönü de süreklilik alışkanlığı kazandırmasıdır. Farz ibadetlerin çevresine yerleşen sünnetler ve gönüllü namazlar, kişiyi daha disiplinli bir ibadet hayatına taşır.
Nafile namazlar genel olarak iki ana başlık altında ele alınabilir. İlki, farz namazlarla birlikte düzenli biçimde kılınan sünnet namazlardır. İkincisi ise belli bir vakte, sebebe ya da kişisel isteğe bağlı olarak eda edilen diğer gönüllü namazlardır.
Vakit namazlarıyla birlikte kılınan sünnetler
Bunlar revatib sünnetler olarak bilinir. Sabah, öğle, akşam, yatsı ve cuma namazlarının öncesinde veya sonrasında kılınan sünnetler bu gruba girer. Bu sünnetlerin bir kısmı müekked, yani Hz. Peygamberin devamlı kıldığı kuvvetli sünnetlerdir. Bir kısmı ise gayri müekked olarak değerlendirilir.
Farz namazlara bağlı olmayan ama sevap amacıyla kılınan pek çok namaz vardır. Bunlar arasında şunlar yer alır:
Bu namazların bazıları belirli bir vesileye bağlıdır, bazıları ise kişinin dilediği zaman değerlendirebileceği ibadetlerdir.
Nafile namazın geçerli olması için önce niyet gerekir. Hangi namaz kılınacaksa kalben o ibadete yönelmek esastır. Dille niyet etmek şart olmasa da yaygın uygulamada kişi hangi nafileyi kıldığını belirterek niyet eder.
İki rekâtlık bir nafile namazın kılınışı genel olarak şöyledir:
İlk rekâtta iftitah tekbiri alınır ve namaza başlanır. Ardından Sübhaneke okunur, Euzü besmele çekilir, Fatiha suresi okunur. Fatiha’dan sonra Kur’an’dan kısa bir sure ya da birkaç ayet okunur. Sonra rükû ve secde yapılır.
İkinci rekâtta ayağa kalkılır, besmele ile Fatiha okunur, ardından yine bir sure veya birkaç ayet tilavet edilir. Rükû ve secdelerin ardından oturulur. Tahiyyat, Salli, Barik ve Rabbena duaları okunur. Sonrasında sağa ve sola selam verilerek namaz tamamlanır.
Nafile namazların çoğu iki rekât olarak kılınır. Bazı nafileler dört rekât, bazıları ise daha fazla rekâtla da eda edilebilir.
Nafile namazlar için tek bir rekât sayısı yoktur. En yaygın uygulama iki rekât şeklindedir. Bununla birlikte dört rekât, altı rekât, sekiz rekât ya da daha fazla rekâtla kılınan nafileler de vardır. Genel olarak en az iki rekât nafile namaz kılınabilir. Bazı kaynaklarda, sünnet ve hadisle özel biçimde belirlenmemiş nafilelerin on iki rekâta kadar kılınabileceği ifade edilir. Burada önemli olan, kişinin ibadeti zorlaştırmadan, huşu içinde ve usulüne uygun şekilde eda etmesidir.
Nafile namazlar, kerahet vakitleri dışında geniş bir zaman diliminde kılınabilir. Ancak her nafile namazın kendi özelliğine göre daha faziletli görülen vakitleri vardır. Teheccüd namazı gece, uyandıktan sonra kılınır. Kuşluk namazı güneş doğup yükseldikten sonra öğleye yakın zamana kadar eda edilir. Evvabin namazı akşam namazının ardından kılınır. Tahiyyetül mescid, mescide girildiğinde oturmadan önce kılınır. İstihare, hacet ve tövbe namazları ise ihtiyaca bağlı olarak uygun vakitlerde kılınabilir. Güneşin doğduğu an, tam tepede olduğu kısa süre ve battığı an gibi kerahet vakitlerinde nafile namaz kılınmaz. Bunun dışındaki zamanlar genel anlamda nafile ibadete elverişlidir.
Akşam namazından sonra kılınan en bilinen nafile namazlardan biri evvabin namazıdır. Bu namaz, akşamın sünnetinden sonra kılınan ve Allah’a yönelişin nişanesi sayılan kıymetli bir ibadet olarak değerlendirilir. Rekât sayısı konusunda farklı uygulamalar bulunmakla birlikte altı rekât şeklinde kılınması yaygındır. İkişer rekât hâlinde eda edilmesi tercih edilir. Akşamdan sonra yapılan bu ibadet, günün sonuna yaklaşırken kalbi diri tutmak, gafleti dağıtmak ve kulluk bilincini tazelemek açısından ayrı bir öneme sahiptir.
Nafile namazların asıl olanı tek başına kılınmasıdır. Çünkü gönüllü ibadetlerde ihlas ve mahremiyet daha çok önem taşır. Bununla birlikte bazı nafile namazlar cemaatle de kılınabilir. Teravih namazı bunun en belirgin örneğidir. Yağmur duası için kılınan namaz ya da tutulma namazları da cemaatle eda edilebilen nafileler arasında yer alır. Bunların dışında kalan nafile namazları kişinin kendi başına kılması daha uygun görülür. Yine de zaman zaman aile içinde veya küçük topluluklarla cemaatle kılınması bütünüyle yasaklanmış değildir.
Nafile namazı ayakta kılmak daha faziletli kabul edilir. Ancak kişi yorgunluk, rahatsızlık ya da başka bir sebeple ayakta durmakta zorlanıyorsa oturarak da kılabilir. Nafile ibadetlerde bu konuda daha geniş bir kolaylık tanınmıştır. Bununla birlikte kişi ayakta durabildiği halde sırf rahatlık için oturarak kılarsa namaz sahih olmakla beraber sevabı ayakta kılınan kadar olmayabilir. Yine de sağlık, yaş, halsizlik ya da benzeri mazeretler varsa oturarak kılmakta sakınca yoktur.
Nafile namazda, farz ve sünnet namazlarda okunan temel dualar okunur. Sübhaneke, Fatiha ve ardından Kur’an’dan sure veya ayetler kıraat edilir. Oturuşta ise Tahiyyat, Salli, Barik ve Rabbena duaları okunur. Kılınan namazın türüne göre kişi secde veya namaz sonrasında ayrıca dua edebilir. Burada en önemli husus, namazın rükünlerini eksiksiz yerine getirmektir.
Evet, teravih namazı Ramazan ayına mahsus bir nafile namazdır. Yatsı namazından sonra kılınır ve İslam geleneğinde çok güçlü bir sünnet olarak kabul edilir. Teravih, Ramazan gecelerini ihya etmenin en önemli yollarından biridir. Hz. Peygamberin teravih namazını teşvik ettiği bilinir. Rekât sayısı hakkında farklı rivayetler bulunmakla birlikte, İslam toplumlarında yaygın uygulama yirmi rekât şeklinde olmuştur. Türkiye’de de teravih cemaatle yirmi rekât olarak kılınmaktadır. Bunun yanında, çeşitli mazeretler sebebiyle daha az rekâtla kılınması hâlinde de bu ibadetin özü yerine gelmiş olur. Çünkü teravih farz değil, nafile bir namazdır.
Nafile namaz, farz ve vacip ibadetlerin dışında kalan, sevap ve yakınlık ümidiyle kılınan gönüllü namazların genel adıdır. Teravih, teheccüd, kuşluk, evvabin, hacet, istihare ve tövbe namazı gibi pek çok ibadet bu kapsamda değerlendirilir. Çoğu iki rekât şeklinde kılınır, bazıları belirli vakitlerde eda edilir, bazıları ise ihtiyaca göre farklı zamanlarda kılınabilir. Mümin için nafile namaz, kulluk hayatını güzelleştiren kıymetli bir fırsattır. Farzlara bağlılığı güçlendirir, manevi eksikleri telafi etmeye vesile olur ve kişinin Rabbine yönelişini daha bilinçli hâle getirir.