Oruç ibadeti yalnızca aç ve susuz kalmaktan ibaret değildir; bilinçli bir yöneliş ve kalpten gelen bir kararlılıkla yerine getirilir. Bu nedenle niyet, orucun temel şartlarından biridir. Kişi, hangi ibadeti yaptığını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Aksi halde gün boyu hiçbir şey yememek veya içmemek tek başına ibadet sayılmaz. İslam âlimleri, niyeti orucun geçerli olmasının anahtarı olarak değerlendirmiştir. Hatta bazı mezhepler niyeti orucun rüknü kabul ederek onsuz ibadetin sahih olmayacağını açıkça belirtmiştir.
Niyet esasen kalpte oluşan bir kasttır. Yani kişi, “yarın oruç tutacağım” diye içinden geçirdiğinde niyet gerçekleşmiş olur. Bunu sözle dile getirmek ise zorunlu değildir. Ancak dil ile ifade etmek, niyeti kuvvetlendirdiği ve bilinci artırdığı için tavsiye edilmiştir. Bu yönüyle sözlü niyet destekleyici bir davranış sayılır.
Oruç tutmaya karar veren kimsenin en uygun davranışı, niyetini geceden yapmasıdır. İbadete başlamadan önce kalben hazırlanmak hem ihtilaflı görüşlerden uzak durmayı sağlar hem de ibadetin başlama anıyla niyetin aynı zamana denk gelmesine yardımcı olur. Bununla birlikte niyetin son vakti konusunda mezhepler arasında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.
Bazı fıkıh ekollerine göre akşamdan itibaren niyet etmek mümkün olduğu gibi, sabahın ilerleyen saatlerine kadar da niyet geçerli kabul edilebilir. Özellikle nafile oruçlarda bu konuda daha geniş bir zaman dilimi tanınmıştır. Buna dayanak olarak, Peygamber Efendimiz’in gün içinde yemek bulunmadığını öğrenince oruç tutmaya karar verdiğine dair rivayetler gösterilir. Bu uygulama, gönüllü ibadetlerde kolaylık ilkesinin esas alındığını ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan bazı mezhepler, özellikle farz ve kazaya kalan oruçlar için daha titiz davranır ve niyetin mutlaka gece yapılmasını şart koşar. Çünkü bu tür oruçlar belirli bir sorumluluğu “borç” niteliğinde taşır. Bu nedenle ibadetin bilinçli bir şekilde, daha başlangıçtan itibaren planlanması gerektiği ifade edilir.
Fıkıh mezhepleri niyet meselesini değerlendirirken hem Kur’an ayetlerini hem de hadisleri esas almışlardır. Hanefî anlayışta Ramazan orucu, adak oruçları ve nafileler için niyet vakti gün batımından başlayarak öğleye yakın zamana kadar devam edebilir. Bu yaklaşım, ibadette kolaylık sağlamayı amaçlar. Sabah erken saatlerde niyet edilse bile oruç geçerli sayılır.
Mâlikî görüşünde ise niyetin gece yapılması daha belirgin bir şart olarak öne çıkar. Çünkü sabah vakti başladığında henüz niyet edilmemişse o gün oruç tutulmayacağı kanaati ağır basar. Bu sebeple güneş doğmadan önce niyet etmek gerekir.
Şâfiî mezhebinde ise farz nitelikteki Ramazan, kaza ve adak oruçları için niyetin mutlaka geceden yapılması zorunludur. Ancak gönüllü oruçlarda gün içinde niyet etme ruhsatı vardır. Özellikle borç niteliği taşıyan oruçlarda “hangi oruca niyet edildiğinin” açıkça belirlenmesi gerektiği de vurgulanır. Çünkü kazaya kalan ya da kefaret gerektiren oruçlar, kişinin zimmetinde sabit bir sorumluluk olarak kabul edilir.
Niyetin en sade hali, kalpten geçirilen karardır. Uzun ve kalıplaşmış sözler söylemek şart değildir. “Yarın oruç tutacağım” demek ya da sadece bunu düşünmek yeterlidir. Ramazan ayında tutulan oruçlar zaten zamanı belirli olduğu için ayrıca “Ramazan orucu” diye ayırt etmeye gerek yoktur. Aynı şekilde belirli bir günde adanan oruç da o gün geldiğinde otomatik olarak o ibadet yerine geçer. Kişi yanlışlıkla nafileye niyet etse bile, o gün farz bir oruç varsa farz yerine sayılır. Çünkü aynı zaman diliminde iki ayrı oruç ibadeti yapılamaz.
Bununla birlikte daha bilinçli olmak adına “yarınki Ramazan orucuna niyet ettim” şeklinde belirterek niyet etmek faziletli kabul edilir. Bu, ibadetin farkındalığını artırır ve zihinsel hazırlık sağlar.
Bu konu da mezhepler arasında farklı yorumlanmıştır. Çoğunluğa göre Ramazan’ın her günü bağımsız bir ibadettir. Bu nedenle her gün için ayrı niyet edilmelidir. Çünkü bir günün orucu bozulduğunda diğer günlerin ibadeti bundan etkilenmez. Dolayısıyla her gün yeni bir başlangıç kabul edilir. Mâlikî âlimler ise aralıksız tutulan ibadetleri tek bütün olarak değerlendirir. Onlara göre Ramazan ayı başlarken yapılan bir niyet, ay boyunca yeterli olabilir. Ancak hastalık, yolculuk veya özel haller gibi nedenlerle oruca ara verilirse, yeniden niyet edilmesi gerekir. Yine de her gece niyet etmek daha ihtiyatlı ve faziletli görülür.
Niyet, ibadetin ruhudur. Oruç, sadece bedeni değil kalbi de disipline eden bir kulluk şeklidir. Bu yüzden bilinçsiz bir açlık, ibadet değeri taşımaz. Kişi neyi, neden yaptığını bilerek hareket ettiğinde oruç gerçek anlamını bulur. En güvenli yol, her gece kalben niyet etmek ve ertesi gün oruçlu olunacağını bilerek güne başlamaktır.
İlginizi Çekebilir: Oruç Nedir? Orucun Faydaları ve Farzları