Yemek duası, İslam ahlakında nimete karşı gösterilen edebin en güzel örneklerinden biridir. Sofraya otururken rızkın gerçek sahibini hatırlamak, lokmanın yalnızca mideyi değil kalbi de doyurduğunu bilmek, müminin hayatına derinlik kazandırır. Bu yüzden yemek öncesinde besmele çekmek, yemek sonrasında ise Allah’a hamd etmek sünnet kabul edilmiştir.
Peygamber Efendimiz s.a.v yemeklerden sonra farklı zamanlarda farklı dualar okumuş, nimetin ardından şükretmeyi ümmetine öğretmiştir. Yemek duası okunurken amaç sadece karın doyurmanın ardından bir söz söylemek değil; verilen rızka teşekkür etmek, sağlık ve afiyet istemek, sofrayı hazırlayanlara dua etmek ve Allah’ın lütfunu gönülden tasdik etmektir.
Misafirlikte okunan dua ile ev sahibine bereket dilenir, aile sofrasında okunan dua ile haneye huzur ve bolluk niyaz edilir. Bu yönüyle yemek duası, hem bireysel hem de toplumsal bir şükür ifadesidir.
Yemeğe başlamadan önce besmele çekmek sünnettir. Hz. Ayşe r.a. Peygamberimizin şöyle buyurduğunu söyledi: Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda baştan sona bismillah desin.
Besmele
Arapça:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: Bismillahirrahmanirrahîm.
Anlamı: Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile...
Peygamber Efendimizin yemek sonrasında okuduğu kısa yemek duaları, hem şükür hem de kulluk bilincini taşıyan çok kıymetli dualardır. Aşağıda bu duaların Arapça metinleri, Türkçe okunuşları ve anlamları yer almaktadır.
Arapça:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا
Yemek Duası Türkçe Okunuşu: Elhamdülillahi kesiran dayyiben mübareken fihi ğeyra mekfiyyin velâ müvedde'in velâ müsteğnen a'nhü rabbena.
Yemek Duası Anlamı: Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmiyeceğimiz ve dâima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmıyacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermiyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.
Arapça:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبَّنَا غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى رَبَّنَا
Arapça okunuşu: Elhamdülillahi rabbena ğeyre mekfiyyin velâ müvedde in velâ müsteğnen rabbena.
Anlamı: Sana hamd ederiz ey Rabbimiz! Nîmetinden müstağnî değiliz. Her dâim senin in’âm ve it’âmına; yani bize nîmet verip yedirmene muhtacız. Bu taam da vedâ taamımız olmayıp daha çok hayırlı ömürler ihsan ile, nankörlük edilmeyen, dâima şükür edilen nîmet ver ey Rabbimiz, yani sana dâima şükredeceğiz.
Arapça:
لَكَ الْحَمْدُ رَبَّنَا غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى رَبَّنَا
Arapça okunuşu: Lekelhamdü rabbena ğeyre mekfiyyin velâ müvedde in velâ müsteğnen rabbena.
Anlamı: Yâ Rabb! Sana hamd ederiz. Bu hamdimiz senin ihsan etmiş olduğun nîmetlerine mukabil olamaz, ve senin azamet-i ulûhiyyetin ve rubûbiyyetin hakkını îfâya asla kâfi değildir. Sana gerektiği gibi hamdedemediğimiz için aczimizi arzederiz. Ey Rabbimiz! Zîrâ nimetlerini saymak mümkün değildir.
Arapça:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي كَفَانَا وَأَرْوَانَا غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مَكْفُورٍ
Arapça okunuşu: Elhamdülillahillezi kefana vê ervana ğeyre mekfiyyin velâ mekfürin.
Anlamı: Allah Teâlâ Hazretlerine hamdederiz. Bize kifayet edecek derecede yemek ve sâir nimetlerini ihsan buyurdu. Yedirdi ve kanasıya içirdi. Allah Teâlâ Hazretleri’nin azamet ve ulûhiyyetinin hakkını tamamiyle îfâ edebilmek kâbil değildir. Ve Allah Teâlâ Hazretleri’nin sayılmayacak kadar çok nimetleri hiç bir sûretle inkâr edilemez.
Arapça:
اللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَأَطْعِمْنَا خَيْرًا مِنْهُ
Arapça okunuşu: Allahümme bârik lena fihi vê ed'imna h'eyren minhü.
Anlamı: Ey Rabbimiz! Bunu bize mübarek ve bereketli kıl ve bize bundan hayırlısını yedir desin.
Arapça:
بِسْمِ اللّٰهِ وَبِاللّٰهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ
Arapça Okunuşu: Bismillahi ve billahillezi La yedürrü me'asmihi şeyün filerdi velâ fissemai ya heyyü ya kayyüm.
Anlamı: Allah’ın ismiyle ve Allah ile. O ki, ism-i Celâl’i sayesinde ne yerde, ne de gökte hiç bir şey zarar veremez. Ya Hayy, ya Kayyûm! dersen, o yediğin yahud içtiğinden sana hiç bir hastalık gelmez. İçinde zehir bile olsa.
Peygamber Efendimizin yemek sonrasında okuduğu dualardan biri de daha uzun ve kapsamlı olan sofra duasıdır. Bu dua, sadece doyma nimetine değil; hidayete, giyinmeye, suya kavuşmaya ve diğer bütün ilahi lütuflara hamdi içine alır.
Arapça:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ وَمَنَّ عَلَيْنَا فَهَدَانَا وَأَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَكُلَّ بَلَاءٍ حَسَنٍ أَبْلَانَا. الْحَمْدُ لِلّٰهِ غَيْرَ مُوَدَّعٍ رَبِّي وَلَا مُكَافِينٍ وَلَا مَنْكُورٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ. الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا مِنَ الطَّعَامِ وَسَقَانَا مِنَ الشَّرَابِ وَكَسَانَا مِنَ الْعُرْيِ وَهَدَانَا مِنَ الضَّلَالِ وَبَصَّرَنَا مِنَ الْعَمَى وَفَضَّلَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ خَلْقِهِ تَفْضِيلًا الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Arapça Okunuşu: Elhamdüllillahillezi yüd'imü velâ yüd'emü ve menne a'leyna fehedena vê ed'emena ve sekana vekülle belain hesenin eblan(a). Elhamdüllillahi ğeyra müvedde'in rabbi velâ mükafiin velâ menkürin vela müsteğnen a'nhü. Elhamdüllillahillezi ed'emena minedda'ami vesek'ana mineşşarabi vekesane minelü'ra ve hedana mineddelali ve besserana minela'ma ve feddelena a'la kesirin min helkihi tefdilen elhamdüllillahi rabbilalemin.
Anlamı: Dâima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesîlelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kâfi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağnî değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalâlette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
Mahmud Sami Ramazanoğlu k.s. tarafından öğretilen yemek duası da halk arasında çok bilinen ve sevilen dualardan biridir. Sofrada hem şükür hem de dua niyetiyle okunur.
Arapça:
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ. اللّٰهُمَّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاحْفَظْ صَاحِبَ الطَّعَامِ وَالْآكِلِينَ وَلِمَنْ سَعَى فِيهِ وَلِجَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ. اللّٰهُمَّ نَوِّرْ قُلُوبَنَا بِأَنْوَارِ مَحَبَّتِكَ وَذِكْرِكَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ. اللّٰهُمَّ أَحْيِنَا حَيَاةً طَيِّبَةً بِالصِّحَّةِ وَالسَّلَامَةِ وَالْعَافِيَةِ فِي الدِّينِ وَالدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ. إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. اللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ تَمَامَ النِّعْمَةِ وَدَوَامَ الْعَافِيَةِ وَحُسْنَ الْخَاتِمَةِ. اللّٰهُمَّ زِدْ وَلَا تَنْقُصْ بِحُرْمَةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. وَبِحُرْمَةِ الْفَاتِحَةِ
Yemek Duasının Türkçe okunuşu: Elhamdülillahillezi et amena ve sekana ve cealena minel müslimin. Allahümmağfir verham vehfaz sahibet taami vel akiline ve limen sea fihi velicemiıl mü'minine vel mü'minat. Allahümme nevvir kulubena bi envari mehabbetike ve zikrike ya zel celali vel ikram. Allahümme ahyine hayaten tayyibeten bis-sıhhati ves-selameti vel-afiyeh. fiddini veddünya vel ahirah. İnneke ala külli şeyin Kadir. Allahümme inna nes'elüke temamen nığmeti ve devamel afiyeh ve husnel hatimeh. Allahümme zid ve la tenkus bi hurmetin nebiyyi sallallahü aleyhi vesellem. Ve bi hurmetil fatiha.
Yemek Duasının Anlamı: Bizi yediren, içiren ve müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Yemek sâhibini, yiyenleri, sofrraya emeği geçenleri, bütün mü’min erkek ve kadınları mağfiret et ve onlara rahmet eyle! Allah’ım! Kalblerimizi muhabbetinin ve zikrinin nurlârıyla nurlandır, ey celâl ve ikrâm sâhibi Allah’ım! Allah’ım! Din husûsunda, dünyada ve âhirrette sıhhat, selâmet ve âfiyet üzere güzel bir hayât yaşamayı lutfeyle! Şüphesiz Sen her şeye kâdirsin. Allah’ım! Sen’den nîmetin tamâmını İsllâm üzere ölüp cennete girmeyi, âfiyetin devvâmını ve hüsn-i hâtime ile güzel bir hâl üzerre vefât etmeyi isteriz. Allah’ım! Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhhi ve sellem ve Fâtiha-i Şerîfe hürmetine nîmmetlerini artır, noksanlaştırma!
Yemek duası okumak, nimetin farkında olan bir kalbin işaretidir. Sofrada edilen dua, lokmanın bereketine vesile olduğu gibi kişiyi gafletten de korur. Yemek öncesinde Allah’ın adını anmak, sonrasında hamd etmek ve sofra sahibine dua etmek sünnetin edebidir. Böyle yapan kişi, yediği nimeti sıradan bir alışkanlık gibi değil, Rabbinden gelen bir ikram olarak görür.
Yemek duasının fazileti, sadece sözde değil niyettedir. Şükürle yenilen yemek kalbe huzur verir. Dua ile kalkılan sofra ise manevî açıdan daha bereketli hale gelir. Misafir olan kişi ev sahibine hayır dua eder, ev sahibi de ikramının sevabını Allah’tan bekler. Böylece sofra, yalnızca yemek yenilen bir yer olmaktan çıkar; şükür, muhabbet ve bereketin toplandığı bir mekâna dönüşür.