Anasayfa

Giriş/Üye

Hesap No

Bağış Yap

Sepetim

Gıybet Nedir? Gıybet (Dedikodu) ile İlgili Ayet ve Hadisler

Gıybet, bir kişinin arkasından, duyduğu zaman üzüleceği ya da hoşlanmayacağı sözlerle anılmasıdır. Söz doğru olsa bile gıybet olabilir. Söylenen şey gerçek değilse mesele iftiraya döner ve günah daha ağır hale gelir. Dedikodu nedir diye soran kişi için gıybetle yakın anlam taşıyan günlük konuşma alışkanlığı denebilir. İnsan bazen sohbet uzasın, ortam sessiz kalmasın veya öfkesini boşaltsın diye başkasının kusurunu anlatır. Fakat dilin açtığı yara, eldeki kusurdan daha derin iz bırakabilir. Gıybet günahı, konuşan kişiyi, dinleyen kişiyi ve hakkında konuşulan insanın itibarını etkiler. İslam ahlakı, insanı başkasının yokluğunda da saygılı kalmaya çağırır. Evde, işte, akraba ziyaretinde veya sosyal medyada dilin taşıdığı sorumluluk değişmez. Bir cümle, karşı tarafın güvenini kırabilir ya da ortamı daha huzurlu hale getirebilir.

 

Gıybetin Anlamı ve Dedikodudan Farkı

Bir kişi yanında olsaydı rahatsız olacağı sözler onun yokluğunda söyleniyorsa gıybet alanına girer. Kılık kıyafet, beden, aile, mal, huy, meslek, ibadet, konuşma tarzı veya geçmiş hatalar konu yapılabilir. Sözlü anlatım kadar yazı, mesaj, ima, taklit, yüz hareketi ve alaycı bakış da aynı çerçevede yer alabilir. Dedikodu nedir sorusu günlük dilde daha geniş anlam taşır. Dedikodu, çoğu zaman haber taşıma, laf yayma ve insanların arasını bozma niyetiyle ilerler. Gıybet ise kişinin hoşlanmayacağı kusurunun arkasından dile getirilmesidir.

İkisi aynı sohbette görülebilir. Örneğin iş yerinde bir çalışanın hatası, sorunu çözmek için yetkili kişiye anlatılabilir. Fakat aynı hata kahve sohbetinde küçümseyici sözlerle anlatılıyorsa niyet değişir. Gereken kişiye, gereken kadar bilgi vermek ile insanın haysiyetini zedeleyen konuşma arasında belirgin fark vardır. Söz taşıma ise iki kişinin arasını açacak lafı bir taraftan diğerine götürmektir. Söz taşıma bazen gıybetten daha hızlı zarar verir. Çünkü kişi, konuşulanı yeni eklerle büyütür ve kırgınlığı derinleştirir. Aile sohbetlerinde akraba kusurlarını uzun uzun anlatmak, çocukların yanında başkasını küçük düşürmek veya komşunun özel halini yaymak da aynı yarayı büyütür. Dilin yönü değiştiğinde sohbet daha temiz bir zemine taşınır.

 

Gıybet İle İlgili Ayetler ve Hadisler Ne Anlatır?

Gıybet ile ilgili ayetler, dilin başkasının onurunu inciten hale gelmemesi gerektiğini açık biçimde hatırlatır. Hucurat suresinde müminlerin birbirinin arkasından çekiştirmemesi öğütlenir. Humeze suresi ise insanları arkadan çekiştiren ve yüz hareketleriyle küçümseyen kimselere ağır uyarı getirir. Nisa suresinde ise zulme uğrayan kişinin haksızlığı anlatma hakkı yer alır. Gıybet ile ilgili ayetler, ifşa merakıyla hakkı savunma arasındaki sınırı da gösterir.

Peygamber Efendimiz, gıybeti kişinin kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anması şeklinde tarif eder. Sahabe, söylenen kusur kişide varsa nasıl olacağını sorunca, o kusur varsa gıybet, yoksa iftira olacağı bildirilir. Gıybet ile ilgili hadisler, doğru bilgi söylemenin her zaman masum olmadığını öğretir. Bir insanın hatasını anlatmak bazen gerekli olabilir. Evlilik, ortaklık, güven ilişkisi, güvenlik, zulmü bildirme veya fetva sorma gibi durumlarda amaç kişiyi küçük düşürmek değil, zararı azaltmak olmalıdır. Mesela biri bir ortaklık teklifinde ciddi aldatma geçmişi olan kişiyi soruyorsa, konuya bağlı bilgi verilebilir. Fakat alakasız ayrıntılar eklemek, niyeti korumayı zorlaştırır.

 

Tövbe Etmek ve Dili Korumak

Gıybetten tövbe, kişinin söylediği sözden pişman olmasıyla başlar. Gıybetten tövbe için kişi konuştuğu hatayı terk eder, tekrar etmemeye niyet eder, Allah’tan bağışlanma ister ve uygun bir dille helallik arar. Kul hakkı söz konusu olduğunda mesele daha hassas hale gelir. Hakkında konuşulan kişiye ulaşmak yeni kırgınlık doğuracaksa, güvenilir dini rehberlik almak daha sakin yol olabilir. Kimi durumlarda kişi onun için dua eder, iyiliğini ister, zarar verdiyse telafi arar.

Kul hakkı, gıybetin en ağır tarafıdır. Çünkü söz insanın şerefine, aile huzuruna ve toplum içindeki yerine zarar verebilir. Bir arkadaş ortamında birinin özel hali konuşulduktan sonra pişmanlık doğarsa, sohbeti sürdüren kişi hemen yön değiştirebilir. Şu konu bize yakışmadı, konuşmayalım demek bile dili korumaya atılan güçlü adımdır. Pişmanlık sonrası dua dili kurmak isteyenler tövbe duası rehberinden af dileme adabını öğrenebilir. Kalbi toparlayan kısa niyazlar için Allah’a edilebilecek dualar içeriği de sakin bir başlangıç verir.

Gıybet günahı insana kendini sorgulama fırsatı da verir. Her duyulan söz aktarılmak zorunda değildir. Her kusur anlatılmaya değer değildir. Mümin, kardeşinin hatasını örtmeyi, gerekirse yüzüne güzel dille uyarmayı ve başkasının yokluğunda onu savunmayı öğrenir. Gıybetten kaçınmak için sohbetin yönünü değiştirmek, konu sahibini savunmak, susmak veya ortamdan nezaketle ayrılmak işe yarar. Gıybetten kaçınmak aile içinde çocuklara da güzel örnek olur. Bir mesajı paylaşmadan önce şu soru kalbi korur: Hakkında konuşulan kişi yanımda olsaydı aynı sözü aynı dille söyler miydim? Cevap hayırsa susmak daha temiz bir tercihtir. Dil sakinleştiğinde kalp de yumuşar, ilişkiler daha güvenli hale gelir. İnsan dilini korudukça çevresinde güven duygusu artar. Kalabalık ortamda başkasının kusurunu açmak yerine güzel bir hatıra anlatmak, dua etmek veya konuyu faydalı yöne çevirmek küçük fakat etkili bir adımdır. Sessiz kalmak bazen en doğru cevaptır. Haksızlık varsa ilgili kişiye ölçülü bilgi verilir, gereksiz ayrıntıya girilmez. Niyet, hakkı korumak olmalıdır. Laf çoğaldıkça kalp yorulur. Az, doğru ve merhametli konuşmak insanı hatadan uzak tutar. Dili koruyan kişi, kardeşlik bağını da korur. Sofra, iş yeri ve aile ortamı daha kalıcı güvenli huzura kavuşur.